Arkadaşlar karınca yumurtası yağını kullanıyorum, beni ikna eden sebep ise eskiden bebekler doğduğunda bikini bölgesine ve koltuk altlarına karınca yumurtası yağı sürerlermiş sonuçtada o bebeğin tüyleri çıkmazmış. Önceden kendimi geç kalmış gibi hissediyordum yaşım büyümüş ve buralarda karınca yumurtası yağı bulmak mümkün olmuyordu fakat sonra talayı duyduğumda hemen denemeye karar verdim ve şuan kullanıyorum.
İlk kullanımımdan sonra tüylerin yarısı gitti ve iki ayda çıktı şuan 4. seansı yaptım ve bekliyorum tüylerimdeki azalma beni hem şaşırttı hemde mutlu etti anlarsınız ya. Diğer yöntemler hem masraflı hemde zahmetli ama bu farklı çok basit tüyleri al ve sür bitti. Sonuçta diğer yöntemlerinde 1 sene sürdüğünü biliyorum ve bi okadar para bu onlardanda etkili ve kesin çözüm olcak gibi kızlar tüylerim çok seyreldi kullanmanızı tavsiye ederim. Ve TALA marka ve arapça yazılı olsun.
Cinsel aktivite ile ilgili sorunlar kalp-damar hastalığı olan kişilerin önemli bir kısmını etkilemektedir. Özellikle geçirilen kalp hastalıklarından ve tedavi amaçlı girişimlerden sonra cinsel aktiviteye yeniden başlamadaki tereddütler ve sertleşme sorununa bağlı problemler sık görülüyor.
Çok az hastada kardiak sorunlar cinsel hayatı etkiliyor
Kalp hastalıklarının büyük bir çoğunluğu normal cinsel aktivitelerine geri dönememektedirler. Bu sorunu yaratan faktörler arasında kalp hastalığının ruhsal etkisine bağlı cinsel isteğin azalması, isteğin normal olmasına rağmen korku nedeniyle cinsel ilişkiden kaçınma,depresyon, cinsel aktivitedeki yaşa bağlı değişiklikler, ilaçlara bağlı sertleşme sorunları sayılabilir. Bu faktörlerin tek başına veya değişik şekillerde bir arada bulunması, cinsel bozukluğun ortaya çıkmasına yol açabilir.
Hastaların yalnızca çok az bir kısmında seksüel aktiviteyi kısıtlayan özel bir kardiyak neden vardır. Bu nedenle, hastaların bilgilendirilmesinde ve yaşam kalitesinin arttırılmasında kalp hastalıkları uzmanlarına önemli görevler düşmektedir.
Erkeklerde yaşla birlikte daha az spontan sertleşme olması, sertleşmenin daha az olması, ereksiyona ulaşmak için daha fazla uyarilma gerekmesi, boşalmanın daha zayıf olması gibi değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu değişikliklerin başlaması kalp-damar hastalığının ortaya çıkması ile aynı zamana rastlarsa hasta tarafından yanlış algılanabilir. Hekimin bu konuda hastayı bilgilendirmesi, yaşa bağlı bozuklukların gereksiz yere daha derinleşmesini önleyecektir.
Kalp-damar hastalıkları veya tedavi amaçlı girişimlerin hastada yarattığı endişe veya değersizlik, işe yaramazlık şeklindeki psikolojik yanıt da cinsel fonksiyon bozukluğunun oluşmasında önemli rol oynuyor. Bu nedenle hekim, hastayı hem fizyolojik hem de psikolojik yönden ele alır ve tedavi planını buna göre oluşturur.
Eğer cinsel fonksiyon sorunları yaşayan bir kalp-damar hastası iseniz tedaviye başlamadan önce endişelerinizi doktorunuzla mutlaka paylaşın. Cinsel sorunlarınızı tedavi etmek için doktorunuz size eşinizle beraber katılacağınız ve egzersiz, diyet, sigarayı bırakma, kilo verme ve cinsel yaşam ile ilgili danışmanlık konularını içeren geniş kapsamlı bir kardiyak ve cinsel rehabilitasyon programını önerecektir. Bu rehabilitasyon programı size özel düzenlenecektir. Cinsel rehabilitasyonun kalp hastalığı olan her iki cinsiyet için de geçerli olduğunu hatırlatalım.
Eğer cinsel problemler yaşayan bir kalp-damar hastası iseniz aşağıdaki önerilerden yararlanabilirsiniz:
2 kat merdiven çıkabiliyorsanız korkmayın
Genelde hastalarda cinsel eylemin kalbi yorucu bir aktivite olduğu ve kalp krizini tekrar tetikleyebileceği endişesi bulunduğundan sağlıklı bir cinsel yaşam için öncelikle bu endişelerinizden kurtulmanız gerekiyor. Cinsel aktivitenin 2 kat merdiven çıkmakla eşdeğer bir iş olduğu ve bunu yapabilen bir kişide cinsel eylemin bir risk taşımayacağını bilmelisiniz. Eğer kendinizi yine de endişeli hissediyorsanız veya cinsellik yaşamaktan korkuyorsanız o zaman doktorunuzun tavsiyesi ile evreli bir egzersiz tolerans testi yapmanız kendinize olan güveninizi arttıracaktır.
İlaçlarınızı gözden geçirin
Tedavi amaçlı kullanılan ilaçların birçoğu özellikle de beta-bloker grubu ilaçlar sertleşme sorununa neden olabilirler. Bu nedenle yeni bir ilaç kullanırken oluşan yan etkileri doktorunuzla paylaşmayı ve gerekiyorsa ilaç değişikliği talep etmeyi unutmamalısınız.
Kalbinizi Yormayacak Bir Cinsel Yaşamı Hedefleyin
Sizin de cinsel ilişkiye gireceğiniz yer, zaman, kişi ve pozisyon ile ilgili tereddütleriniz bulunabilir. Bu konudaki veriler sınırlı olmakla beraber; olağan dışı bir yerde veya değişik bir partner ile yaşanan cinselliğin normalden daha fazla strese yol açabileceği belirtiliyor.
Bu stresin kalp-damar sağlığını tehdit edebilecek bir olayın tetiklenebileceği, bu nedenle bu tür ilişkilerden kaçınılması gerektiği de hatırlatılıyor. Burada önemli olan nelerin kalbiniz üzerindeki stresi arttıracağını bilmeniz ve bu davranışlardan kaçınmanızdır. Bu konuda size en doğru bilgiyi doktorunuz verecektir.
Ancak yapabileceğiniz başka şeyler de var. Öncelikle cinsel ilişki sırasında alt-üst gibi izometrik iş yükünü arttıran pozisyonlar yerine eşlerin yan yana olacağı daha rahat pozisyonları tercih edin. Cinsel ilişki öncesi mutlaka iyice dinlenmiş olun. Ön sevişme dönenimi uzun tutmanız heyecanızı azaltacak ve adaptasyonunuzu kolaylaştıracaktır. Ayrıca cinsel ilişki öncesi 1-3 saat öncesinden itibaren aşırı yemek, egzersiz ve alkol alımından kaçınmanız da sizi olumlu etkileyecektir.
Eşinizle Konuşun
Eğer kalp hastalığınız varsa cinsel aktivitenin ölüme yol açabileceği korkusunun yanı sıra, eşiniz ile aranıza soğukluk girebileceği endişesine de kapılabilirsiniz. Bazen de siz istekli olmanıza rağmen, eşiniz cinsel ilişkininin size zarar vereceğinden çekinebilir.
Bu durumlarda çift olarak eşinizle psikolojik danışmanlık almalısınız. Ayrıca cinsel yaşamınızı eski düzenine döndürmekte acele etmemeli ve kendinizi bu konuda endişeye sokmamalısınız. Eşiniz ile aranızdaki fiziksel yakınlık kadar duygusal bağlılığı da tekrar yerine oturtmanız gerektiğini de hatırlamalısınız.
Aşırı yorgunluk veya çarpıntınız olursa doktorunuza başvurun
Eğer cinsel ilişki sırasında aşırı yorgunluk veya ilişki sonrası 10 dakikadan daha fazla süren çarpıntı hissediyorsanız hemen doktorunuza başvurmalısınız.
Böyle bir durumda doktorunuz cinsel aktivitenin sizin için güvenli olup olmadığını tekrar değerlendirecek ve ilaç tedavinizi tekrar gözden geçirecektir.
Sertleşme Sorunu olan vakaların çoğunluğunun (%75) psikolojik değil fiziksel kökenli olduğu artık bilinmektedir. Psikolojik kaynaklı ereksiyon bozukluğu, başarı kaygısı ve iç çatışmaların olumsuz görünümlerine bağlı iken fiziksel nedenler arasında anatomik, sinirsel kaynaklı, endokrinolojik, ilaç bağlantılı ve damar sistemi kaynaklı komplikasyonlar yer almaktadır. Damar sorunları, ereksiyon bozukluğunun en sık rastlanan nedenidir.
Sertleşme Sorunu, yaşın ilerlemesinin yanı sıra koroner arter hastalığı, yüksek kolesterol düzeyi, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi bir dizi hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Şeker hastalığı durumunda, arterlerde ve penise kan taşıyan daha küçük kan damarlarında meydana gelen değişmeler ve ereksiyon işlevinde yer alan sinirlerin hasar görmesi erkeklerin %50 ila 70'ini ereksiyon bozukluğuna yatkın hale getirmektedir.
Şeker Hastalığı
Diyabet sertleşme sorunu için yaygın bir risk faktörü olarak değerlendirilir ve diyabet hastası olan bir çok erkekte sertleşme bozukluğu görülmektedir. Diyabetli erkeklerde sertleşme sorunu normal erkeklere göre daha erken dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Ek olarak, diyabetli erkeklerde sertleşme sorunu görülme olasılığı normal erkeklere göre üç kat daha fazladır. Diyabetli hastalara tanı konulmasından 10 yıl sonrasında yarısında sertleşme sorunu görülmektedir.
Yüksek Kan Basıncı
Yüksek kan basıncı kan damarlarınızın sertleşmesine ve daralmasına neden olabilir. Bu da kanın penise akışını kısıtlar ve sertleşme sorununa neden olur. Ek olarak, yüksek kan basıncını tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar sertleşme sorununa neden olabilmektedir.
Kalp Hastalığı ve Yüksek Kolesterol
Yüksek kan basıncı gibi, kalp hastalığı ve yüksek kolesterol de kanın penisinize akışını etkileyerek sertleşme sorununa neden olabilir. Sertleşme sorunu bulunan erkeklerde eşlik eden hastalık bulunma prevalansı daha yüksektir.
Depresyon
Stres, endişe ve başarısızlık korkusunun yanında depresyon sertleşme sorununa neden olabilir. Fiziksel bir nedenden dolayı sertleşme sorunu yaşayan erkekler kendilerini aynı zamanda depresyonda, stresli ve endişeli hissedebilirler.
Prostat Ameliyatı
Prostat ameliyatı- özellikle prostat kanseri ameliyatı- prostatın yanında bulunan sinirlere ve damarlara zarar vererek, sertleşme sorununa neden olabilir.
Diğer Sağlık Durumları
Sertleşme sorununa neden olabilecek diğer sağlık durumları şunlardır:
İyi huylu prostat büyümesi, 50 yaş üzerindeki erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemlerinden biridir.
60 yaşındaki erkeklerin yarısında, 80 yaşındaki erkeklerin %80’inde ise iyi huylu prostat büyümesine bağlı şikayetler gözlenmektedir. İyi huylu prostat büyümesi, sık idrara çıkma, idrar yapmada güçlük, kesik kesik idrar yapma, gece sık tuvalate kalkma gibi belirtelere bağlı olarak hayat kalitesini olumsuz etkileyen şikayetlere neden olmaktadır. Bu hastalığın tedavisinde her geçen gün yeni ve etkili yöntemler ortaya çıkmaktadır. Bunlardan sonuncusu prostat içine Botoks uygulamasıdır.
Geçtiğimiz yıllarda artan Botoks kullanımı, tıbbın her alanını etkilediği gibi, ürolojiyi de etkilemiştir ve etkilemektedir. Botoks, aşırı aktif mesane ve nörojen mesane gibi hastalıkların tedavisinde her geçen gün artan sıklıkta kullanılmakta ve bu hastalıklar daha yüksek başarı ile tedavi edilmektedirler. Bu başarılı uygulamalar, ilginin ve dolayısıyla bu konudaki çalışmaların sayısında ve kalitesinde artışa neden olmaktadır. Son olarak, prostata bağlı işeme zorluğu bulunan, bir başka deyişle iyi huylu prostat büyümesi bulunan hastalarda da Botoks kullanımını gündeme gelmiştir.
İyi huylu prostat büyümesi, ilaç, lazer veya cerrahi girişimlerle tedavi edilmektedir. Bu yöntemler sıklıkla kullanılmasına rağmen, yeni tedavi alternatiflerine yönelik araştırmalar devam etmektedir. Bu arayışların nedeni, bu tedavi yöntemlerine bağlı risklerin ve yan etkilerin görülmesi ve bunların hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemesidir. Bu amaçla prostat içine Botoks uygulanmaktadır.
Botoks, doku içerisine uygulandığında, o dokudaki kas sinir kavşağındaki maddelerin salınımın engelleyerek kas tonusunda azalmaya neden olmaktadır. Kas tonusundaki azalma dokuda biyokimyasal olayların başlamasına ve hücrelerde kontrollü hücre ölümüne (apoptozis) neden olmaktadır. Bu etkiler prostatın gerginliğinde ve prostat hacminde azalmaya neden olmakta ve idrar yoluna uygulanan baskı azaltılmaktadır.
Hem hayvanlar hem de insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda Botoks’un prostat içinde tıkanıklığa yol açan kas dokusunu gevşetmesi yanında prostat boyutlarında %30-50’ye varan oranlarda küçülmeye neden olduğu gösterilmiştir. Botoks’un prostat içerisine enjeksiyonunun etkinliği üzerine yapılan çalışmalarda, hastaların bu tedaviden memnuniyetinin yüksek olduğu belirtilmektedir.
İyi huylu prostat büyümesi olan ve standart ilaç tedavisine rağmen şikayetleri geçmeyen 37 hasta üzerinde yapılan çalışmada, hastaların %75’inde şikayetlerinde belirgin azalma görülürken, hastalarda sertleşme problemi ve idrar kaçırma gibi yan etkilerin hiçbiri gözlenmemiştir.
İtalya’da 30 hasta üzerinde yapılan karşılaştırmalı ve plasebo kontrollü çalışmada hastaların yarısına Botoks enjeksiyonu yapılırken diğer yarısına serum fizyolojik enjekte edilmiş ve bir yılın sonunda etkinlikleri değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, Botoks uygulanan hastaların şikayetleri ve prostat hacmi % 60 oranında azalırken, botoks uygulanmayan hastaların şikayetlerinde ve prostat hacminde hiçbir değişiklik saptanmamıştır.
Botoks, prostatın tıkanmaya yol açan kısmının içerisine ince bir iğne vasıtası ile enjekte edilmektedir. Bu sayede tıkanıklığa yol açan prostat dokusu gevşemekte, küçülmekte ve yol açtığı sıkıntılar kaybolmaktadır.
Botoks uygulaması, iyi huylu prostat büyümesi yakınmaları olan, ilaç tedavisi kullanan, genç yaşta prostat yakınmaları olan veya cerrahi işlem istemeyen tüm hastalarda güvenli biçimde uygulanmaktadır.
Bu yöntemin avantajı;
Diğer tedavi yöntemlerinde karşımıza çıkabilecek olan sertleşme problemi ve idrar kaçırma gibi problemlerle karşılaşılmaması,
Acı duymadan ve çok kısa süre içerisinde (5-10 dakika) enjeksiyonun uygulanmasıdır.
Erken boşalma 40 yaşın altındaki erkeklerde en sık görülen cinsel problemdir. Erken boşalma her iki tarafın da tatmin olmasını engelleyecek kadar kısa sürede boşalmanın meydana gelmesidir.
Ancak erken boşalma cinsel ilişki denemelerinin %50’sinden fazlasında meydana geliyorsa hastalık olarak kabul edilir. Bundan daha azı her erkekte dönemsel olarak görülebilir.
Sıklıkla erken boşalma vajinaya giriş sırasında ya da hemen vajinaya girer girmez görülür. Ancak en ileri halinde penise herhangi bir uyarı olmadan yalnızca cinsel düşünceler bile dahi boşalmayı tetikler.
Erken boşalmadaki önemli faktör boşalmanın erkeğin ve partnerinin isteklerinden önce olması ve bunun cinsel ilişkilerinde sıkıntıya yol açmasıdır. Boşalmanın küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, cinsel tatminde azalma, suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi yaratarak psikolojik problemlere de yol açabilir.
BOŞALMA SÜRESİNİN STANDARDI YOKTUR
Bir erkeğin ne kadar sürede boşalması gerektiği konusunda tıbbi bir standart yoktur. Burada önemli olan boşalmanın erkeğin ve partnerinin isteklerinden önce olmaması ve cinsel ilişkide problem yaratmamasıdır.
Erken boşalma bazı kişilerde cinsel yaşamın başlamasıyla başlar. Buna primer yani birincil erken boşalma problemi denir. Bazı kişilerde ise daha önceden böyle bir sorun olmamasına rağmen sonradan bu sorun oluşur. Bu durumda erken boşalma seconder yani ikincildir. Erken boşalma sorununuzun nasıl ve ne zaman başladığı tedavi planınızın oluşturulmasında önem taşır.
Erken boşalma bazen ilk ilişkiden itibaren ortaya çıkabileceği gibi bazen de daha önce problemi olmayan bir kişide sonradan gelişebilir. Düzensiz cinsel hayatı olan erkeklerde sık görülür. Ayrıca cinsel performansa çok önem veren ve bu nedenle gerginlik yaşayan kişilerde de sıkça ortaya çıkar.
İlk cinsel ilişkisini sağlıklı olmayan bir şekilde yaşamış kişilerde performans anksiyetesi yani kişinin cinselliğe aşırı gergin ve iyi bir performans gösterme çabası içinde yaklaşması sık görülür. İşte erken boşalmayı en çok performans aksiyetesinin yoğunluğu, cinsel hayatın düzeni ve sinirsel bir hastalığın mevcudiyeti etkilemektedir.
Uzmanlar halen erken boşalmaya yol açan nedenleri araştırmaktadır. Bu sorunun artık sadece psikolojik değil, psikolojik ve biyolojik faktörlerin birleşimi sonucu oluşan kompleks bir rahatsızlık olduğu bilinmektedir.
PSİKOLOJİK NEDENLER
Bazı uzmanlar erken cinsel deneyimlerin ileri yaşlarda düzeltilemeyecek cinsel alışkanlıklara yol açtığını belirtmektedir:
• Başkaları tarafından farkedilmemesi için çok çabuk orgazm olmaya çalışmak ya da
• Cinsellikten dolayı suçluluk duyup, bir an önce bitirmeye uğraşmak gibi davranışların erken boşalmaya etkisi olabileceğini belirtiyorlar.
Bunlarla birlikte,
Sertleşme problemi de erken boşalma sorununa katkıda bulunabiliyor. Sertleşme sorunu yaşayan erkek sertliğin kaybolmaması yada kaybolmadan cinsel ilişkiye girilmesi adına hızlı boşalmayı alışkanlık haline getirebiliyor. Ayrıca cinsel performansları konusunda sürekli endişe yaşayan kişilerde de erken boşalma problemi daha sık görülüyor.
BİYOLOJİK NEDENLER
Daha nadir olarak sinir sistemine yapılan bir travma yada cerrahi operasyon ile bazı ilaçların da erken boşalmaya yol açabileceği belirtiliyor. Uzmanlar birçok biyolojik faktörün de erken boşalma sorununa yol açabileceğini belirtiyor:
• Anormal hormon seviyeleri
• Boşalma reflekslerindeki problemler
• Tiroid sorunu gibi bazı sistemik rahatsızlıklar
• Prostat veya üretradaki enfeksiyonlar
• Genetik etkenler erken boşalma sorununa katkıda bulunabiliyor.
Genellikle altta yatan neden psikolojik olsa da nadiren fiziksel bir neden (prostat bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozukluğu gibi) de etken olabilir:
• Sempatik sinir sistemi hasarı (örneğin karın ve çevresindeki ameliyatlar sonrası)
• Prostatın iyi huylu büyümesi ve prostat enflamasyonları (prostatit)
• Şeker hastalığı
• Bölgesel genito-üriner hastalık
• Bölgesel duyu hasarı
• Polisitemi
• Polinörit ve bunlar gibi organik faktörler etkili olabilir.
Her yaşta olmakla beraber en çok genç erkeklerde özellikle 18-30 yaş arasında görülür. Bunun sebebi erken boşalmanın daha çok erkeğin cinsel deneyiminin yeni olduğu (yeni bir partner vb) durumlarda ortaya çıkmasıdır.
Ancak yaş ilerledikçe ikincil bir sertleşme için gereken sürenin uzar veya tam sertleşmeye ulaşamamak gibi sorunlar ortaya çıkar. Sertleşme tam olmazsa erken boşalma da sıklaşır.
Çoğu zaman evliliklerde eşler bu sorunu kabullenmiş görünür. Ancak özellikle yeni bir ilişkiye girildiğinde yeni partner için bu sorun büyük paniğe yol açabilir.
RİSK FAKTÖRLERİ
• Sertleşme sorunu: Dönemsel veya sürekli olarak sertleşme sorunu yaşıyorsanız, sürekli sertleşmeyi kaybetmekten korkmanız erken boşalma probleminin gelişmesine neden olabilir. Erken boşalma sorunu yaşayan her üç erkekten yaklaşık 1 tanesinde sertleşme sorunu da bulunmaktadır.
• Sağlık sorunları: Kalp rahatsızlığı gibi bir sağlık sorunu cinsel beraberlik esnasında kendinizi endişeli ve aşırı heyecanlı hissetmenize neden olabilir. Bu durumda boşalmak için acele ederseniz erken boşalma sorunu ile karşı karşıya kalabilirsiniz.
• Stres: İş, okul veya aile yaşamınızdaki fiziksel ve duygusal stresler cinsel ilişki esnasında rahatlamanızı ve odaklanmanızı kısıtlayarak erken boşalmanıza neden olabilir.
• Bazı ilaçlar: Nadiren beyindeki kimyasalları etkileyen bir ilacın kullanımı da erken boşalma sorununa yol açabilir.
SERTLEŞME PROBLEMİNE DE YOL AÇAR
Sertleşme problemi erken boşalmaya neden olabileceği gibi, erken boşalma da sertleşme sorununa yol açabilir.
Sertleşme problemi yaşayan erkek, sertliği kaybetmemek ve cinsel ilişki boyunca devam ettirmek adına erken boşalmayı alışkanlık haline getirebilir.
Bunun gibi erken boşalma ile sertleşme de kaybolur. Birçok erkek bu durumda ikinci bir sertleşme yaşamaya kendini zorunlu hisseder. Ancak eğer ikinci sertleşme de başarısız olursa bu heyecan, korku, gerilim gibi olumsuz duygulara yol açar. Serleşme fiziksel bir durum olmakla birlikte psikolojiden de etkilendiğinden erkek giderek daha zor sertleşir.
Burada önemli olan nokta ikinci sertleşmenin yaşla birlikte güçleştiğinin bilinmesidir. Özellikle 40-50′li yaşlardan sonra birinci ve ikinci bir sertleşme arasındaki süre uzar. Bazı erkeklerde bu süre yarım saat iken , bazılarında 18-20 saat alabilir.
PSİKOLOJİK Mİ ORGANİK Mİ?
Tedaviye başlamadan önce erken boşalmanın psikolojik kaynaklı mı yoksa organik mi olduğu araştırılır. Bu araştırmaların sonucunda kişiye özel tedavi planı düzenlenir.
Erkeğin boşalmasını kontrol etmesi için bazı ev ödevleri verilir. Bu ödevler, erkeğin boşalmanın kontrolünü sağlaması için eşiyle beraberken yapacağı bazı egzersizlerden oluşur.
İlaç tedavileri de destek olarak verilmekle birlikte ev ödevleriyle kişinin ilaca bağımlı olmaksızın kendi başına kontrolü sağlaması hedeflenir.
Tedavide, erkeğin bakış açısı, partnerinin olup olmaması ve onunla beraber terapiye gelmesi çok önemlidir.
Cinsel tedaviler eğer kişinin başka bir kişilik veya ilişki problemi varsa uygun değildir. Öncelikle kişinin diğer problemlerinin ele alınması ve tedavi edilmesi gerekir.Çünkü bu problemler cinsel tedavide engel oluştururlar. Örneğin: kişinin depresyonu ya da partner ile bir problemi mevcut ise cinsel tedaviden önce depresyonunun ve ilişki problemlerinin düzenlenmesi daha sonra çift olarak cinsel tedaviye başlaması tavsiye edilir.
Erken boşalma şikayetiniz varsa doktorunuz öncelikle cinsel geçmişiniz ile ilgili detaylı bir ön görüşme yapacaktır.
Doktorunuz aşağıdaki soruları, erken boşalmaya yol açan nedenleri araştırmak için sorabilir:
• Ne kadar zamandır erken boşalıyorsunuz?
• Erken boşalma sadece belli bir partnerle mi oluyor, yoksa genel olarak tüm cinsel partnerlerinizle bu sorunu yaşıyor musunuz?
• Her cinsel beraberlikte erken boşalma sorunu yaşıyor musunuz?
• Ne kadar sürede bir cinsel beraberlik yaşıyorsunuz?
• Erken boşalmanın hayat ve cinselliğiniz üzerindeki etkileri nelerdir?
• Erken boşalmayla birlikte sertleşme sorunu da yaşıyor musunuz?
• Bir hastalığınız veya kullandığınız bir ilaç var mı?
• Bu ve bunun gibi sorularla erken boşalma şikayetinizi araştıran doktorunuz ardından yapacağı fizik muayene ile tanınızı koyacaktır.
Erken boşalma sorununuza yol açan organik bir sebep bulunmadığında, psikolojik kökenli bir erken boşalma sorunuyla karşı karşıyasınız demektir. Bu durumda doktorunuzla birlikte çalışan bir psikog ile bu soruna yol açan faktörleri araştıracak ve problemin kökenine inerek tedavi sağlayacaksınız.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Genel olarak erken boşalmanın tedavisi cinsel terapi, ilaçlar ve psikoterapi teknikleriyle yapılmaktadır. Birçok erkek için bu tedavi seçeneklerinin birlikte kullanılması daha yararlı olmaktadır. Düzenli bir cinsel yaşam ve sürekli bir partner erken boşalma tedavisinde önemlidir.
Cinsel Terapi: Cinsel terapide cinselliğinizin kalitesini arttıracak ve cinsel problemlerinizle baş etmenizi sağlayan teknikler öğrenirsiniz. Bu cinsel ilişkiden bir-iki saat önce yapacağınız mastürbasyonlar gibi ev ödevleri şeklinde olabilir. Ya da doktorunuzun erken boşalmanın yarattığı cinsel gerginlikten uzaklaşmanız için bir süre diğer cinsel oyunlarla rahatlamanızı ve dikkatinizi cinsel birleşmeden uzaklaşmanızı gerektirecek tavsiyeler şeklinde de olabilir.
Erken boşalmada boşalma refleksif hale gelmeden kişinin bunu hissetmesi ve durdurması hedeflenir. Tedavide egzersizler kişinin kendi başına yapacağı çalışmalar ve partneriyle yapacağı çalışmalar şeklinde düzenlenmektedir. İlaç tedavileri de destek olarak verilmekle birlikte ev ödevleriyle kişinin ilaca bağımlı olmaksızın kendi başına kontrolü sağlaması amaçlanmaktadır. Ancak çok erken boşalan kişide, başlangıçta herhangi bir egzersiz (sıkma, germe, çift yönlü germe) uygun değildir.
Erken boşalmada en sık kullanılan cinsel egzersiz sıkıştırma / sıkma tedavisi‘ dir.
Bu egzersizde cinsel ilişki sırasında veya öncesinde eğer erkek erken boşalma olacağını hissederse cinsel ilişkiye ara verir ve kendisi veya eşi penisi baş ve işaret parmakları ile kavrayarak sıkayarak penisin uç kısmının hemen gerisine yaklaşık 20 saniye süresince hafif bir basınç uygular. Daha sonra cinsel ilişkiye baştan başlanır. Bu yöntem gerektiği kadar sıklıkla uygulanabilir.
Diğer bir eğitim şekli de ilişki halinde veya mastürbasyon yaparken penisi kişinin yada partnerinin uyarması fakat boşalmadan hemen önce bu uyarıyı durdurması şeklindedir. 30-60 saniye boyunca uyarıyı durdurulduktan sonra uyarıya tekrar başlanır. Uyarı tekrar durdurulur veya uyarı tekrar başlanır. Bu şeklinde 5-6 kere tekrarladıktan sonra boşalmaya izin verilir.
İlaç Tedavisi: Erken boşalmanın tedavisinde çeşitli antidepresan ilaçlar ile bazı lokal aneztezik kremler de kullanılabilir. İlaç tedavisi - dopamine antagonistleri - antidepresanlar - anksiyolitikler - anestezik etkili losyon/krem ler de davranış terapiye ek olarak önerilebilir.
Antidepresan ilaçların erken boşalmadaki başarıları son dönemlerde fark edilmiştir. Hekimler, antidepresan alan bazı erkek hastaların yan etki olarak boşalmanın gecikmesi şikayeti ile kendilerine müracaat ettiklerini fark etmişlerdir. Bundan dolayı, erken boşalma problemi olanlarda antidepresan ilaç kullanımı başlamıştır. Erken boşalma tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçlar, seçici olarak serotonin gerialımını engelleyen ilaçlar (örneğin fluoxetine, paroxetine veya sertaline) ve trisiklik antidepresanlardır (clomipramine gibi).
Ayrıca anastezik maddeler içeren bazı spreylerin penis çevresine sıkıldığında fazla duyarlılığı ortadan kaldırdığı, hissizlik yaptığı için tam olarak zevk yaşanmasa da boşalma süresinin oldukça geciktiği görülmektedir.
Psikoterapi- Davranış tedavisi: Danışmanlık yada konuşma terapisi olarak da bilinen psikoterapide ilişkilerinizi ve cinsel deneyimlerinizi bir psikolog ile tartışırsınız. Bu seanslar performans heyecanı ile başetmenize, stresinizi yönetmenize veya erken boşalma probleminize yol açan diğer sebepleri anlayıp çözümlemenize yardımcı olur. Davranış tedavisinin başarı oranı %60-90 arasındadır. Ancak bu başarı oranları için eşlerin birbiri ile uyumunun iyi olması gerekir .
Son dönemde Yoga Meditasyonu gibi başka tedavi seçeneklerinin de erken boşalmada faydalı olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.
Erken boşalmanın başarılı tedavi sonuçları olmasına rağmen tedavi edildikten sonra da tekrarlayabileceğini unutamamalısınız.
BUNLARI HATIRLAYIN
• Çoğu erkek ilk ilişkilerinde erken boşalma eğilimindedir.
• Çoğu erkek bu problemin üstesinden gelir ama bazıları bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyar.
• Birçok erkek zaman zaman erken boşalma problemi yaşamakta ve sonradan kendileri bu sorunu çözmektedirler.
• Erkeğin cinsel deneyimlerinin sayısı arttıkça ve sevişmenin yapılabildiği uygun ortamlar doğdukça daha güvenli olur ve erkek kendini tutmayı öğrenir.
• Kalıcı “erken boşalma” hem erkeğin hem partnerinin seksüel fonksiyonları üzerine zararlı etkileri vardır.
• Tedavi gerektiren durumlarda ise oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.
Ağız kokusunun sebebi ölü bakterilerin atık maddesi olan ve volatile sülfür adı verilen bir gazdır. Nefeste oluşan kötü koku büyük oranda ağız içi kaynaklıdır. Ağız içi bir infeksiyon, ilerlemiş bir dişeti hastalığı yada sadece ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kokuya sebep olurlar. Kokuya sebep olan diğer sistemik problemler ise: Tonsilit, akciğer iltihabı, sinüzit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, böbrek yetmezliği (balıksı koku), karaciğer ve metabolizma bozukluklarıdır. Ağız kokusunun öncelikle sebebi teşhis edilmeli ve buna göre tedavisi yapılmalıdır. Ağız içi kaynaklı kokularda yapılması gerekenler ise
Tüm bunların dışında:
|
Yoga: Kendilerini ruhsal yeteneklerini geliştirmeye adayan hindu dindar olan yogiler binlerce yıldır sabah güneşin doğduğu ve akşamda battığı yöne doğru değişik hareketler yaparak selamlamışlar ve veda etmişlerdir. Bu hareketlerin insan sağlığına olan yararları yogayı tüm dünya insanlarının ortak bir etkinliği haline getirmiştir. Yoga vücut hareketleri ile vücudumuzda bulunan enerji çakralarının etkinleştirilmesini sağlar. Bedenimizin tüm sistemlerinin daha randımanlı bir şekilde çalışmasını sağlayarak enerjinin kullanılmasını ve en yüksek düzeyde değerlendirilmesini gerçekleştirir. Sadece bedenin değil zihnin de daha verimli çalışması için çeşitli egzersiz ve davranışlar önerir.Günümüzde maalesef yoga Hindistan’dan gelerek ülke ülke dolaşan kutsal!.. kabul edilmiş insanlar tarafından suistimal edilmekte olan bir tarikat görünümüne sahiptir.Bu yüzden sağlık çalışanları ve muhafazakar kesimler faydası olabileceğini öngörmelerine rağmen yogaya mesafeli durmaktadırlar.
Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) Antrenörlük Eğitimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gazanfer Gül, akupunktur'un iğne batırmadan yapılan çeşidi akupressür ile baş, boyun, bel, sırt, bacak, kalça, ayak ve omuz başta olmak üzere vücudun çeşitli yerlerindeki ağrılardan kurtulup, yorgunluk hissinin giderilebileceğini söyledi. © mucizevi iksirlerdesigned by DT