Genel Olarak
Peygamber(S.A.V) tarafından övülmüş olan çörekotu bitkisi dünyanın değişik yerlerinde değişik isimlerle bilinir ve destekleyici tedavide de bolca kullanılır. Açık mâvi renkli çiçekler açan ve 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir çörek otu. Yol kenarları ve özellikle ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki parçalı ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.
Tarihi Olarak
Çörek Otu asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da, günümüzde ise Amerika ve Avrupa’da milyonlarca insan tarafından “sağlıklarını desteklemek için” kullanılmaktadır. Aromatik bir baharat türü ve siyah rengi hariç susam tohumuna benzer olan çörekotu, geleneksel olarak çeşitli durumlar ve tedaviler için mükemmel bir ilaç olarak da kullanılmıştır.,
İslam alimleri de peygamberlerinin övmüş olduğu bu bitkiye bigane kalamamış ve hakkında bolca eser yayınlamışlardır. El-biruni ve ibn-i Sina bunlardan bazılarıdır.
Günümüzde ise özellikle Amerika ve Avrupa’nın elit bilim merkezlerinde çörek otu hakkında araştırmalar yapılmakta ve her geçen gün yıldızı parlayan bu şifalı bitki hakkında kesin kanıtlar elde edilmektedir.
Çörek Otunun Etken Maddeleri
Takriben %21 protein, %38 karbonhidratlar ve %35 bitkisel yağlardan oluşmaktadır. İçeriğindeki aktif maddeler, nigellon, thymoquinon ve uçmayan yağlardır. Diğer maddeler ise, linoelik asit(Omega-6, Omega-3), oleic asit, palmitik asit, kalsiyum, sodium, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenium, fosfor, vitamin A, vitamin B, vitamin B2, niasin ve vitamin C dir.
Yukarıdaki maddelerden özellikle nigellon ve thymoquinon etken maddeleri çörek otunun destekleyici özelliğiyle doğrudan alakalıdır.
2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.
3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.
4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.
5- İltihaplı vakalarda iltihap engelleyici olarak kullanılabilir.
6- Nefes darlığı ve solunum yolları hastalıklarında iyi bir yardımcı etken olduğunu defalarca kanıtlamıştır.
7- Çörek Otu özünün(yağından bahsediliyor) meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı görülmüştür
8- Bayanlarda sıkça görülen rahim ve vajinal iltihaplara iyi geldiği bilinmektedir. (Bunu, iltihabı ve akıntıyı meydana getiren mantar hücrelerini yutan vücut savunma hücrelerini destekleyerek başarmaktadır.)
9- Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur şifalı bitkiler
10- Ayrıca bu mucizevi bitki canlılarda biriken zararlı toksik zehirleri de baskılar ve onların vücuttaki zararlı etkilerini en aza indirir. Özellikle hava kirliliği yaşanan illerimizde ki insanlarımızın bu mucizevi bitkiden her gün almaları gerçekten faydalarınadır.
11- Kolon kanserini engeller.
12- Şeker hastalığına Karşı sonderece fatdalıdır.
13- Yüzyılımızın hastalıklarından birisi de alerjidir. Özellikle gelişmiş ülkelerin insanları “nedeni anlaşılamayan bir şekilde” hemen hemen her maddeye karşı alerji geliştirebilmektedir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. Tarfından kanıtlanmıştır.
14- Egzama gibi rahatsızlıklarda çörek otu iyi bir iyileştiricidir.
15- Romatizmal hastalıklar.
16- Mide rahatsızlıkları ve reflü.
17- Böbrek hastalıkları.
18- Alkolün zararlı etkilerinin en aza indirilmesi.
19- Kalp damar hastalıkları.
20- Anti oksidan oluşu.
21- Kolesterolün düşürülmesi.
22- Hiper Tansiyon(yüksek tansiyon) vakalarında.
23- Uyarıcı etkilerinden dolayı; hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi etkiler.
Çörek otu Tohumu mu? Çörek otu yağı mı?
Bu iki tezin de bilimsel verilerle kanıtlandığı söylenemez. Kimin haklı olduğunu ancak uzun yıllar deneme yanılma yöntemi bize gösterecek.
Ticari şekilleri ve Temininde Dikkat Edilecek Hususlar
Değerli ziyaretçilerimiz gerek sitemizdeki sponsor bağlantılardan gerekse internetten arayarak çörek otu tohumu ve çörekotu yağının ticari takdimlerine ulaşabilirsiniz. Ancak, dikkat etmeniz gereken en önemli şey Çörek otu yağının nasıl elde edildiğidir.
Çörek otu yağı 2 türlü elde edilmektedir. 1. si soğuk pres yoluyla. 2. si sıcak pres yoluyla. Sıcak pres yolunda daha fazla çörek otu yağı elde edilir ve bu soğuk presten daha hızlı ve daha az masraflıdır. Fakat sıcak pres sırasında çörek otu yağı ısıya dayanamaz ve özelliklerini yitirir. Bundan dolayı biz sıcak pres yöntemiyle elde edilmiş çörek otu yağını tavsiye etmiyoruz. Bir ürünü alırken özellikle sorun ve soruşturun tercihiniz soğuk pres yoluyla elde edilmiş çörek otu yağı olmalıdır.
Unutkanlığın Bitkisel Tedavisinde Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler:Karabaş otu, Çörek otu, Günlük tohumu, Zencefil yaprağı, Servi kozalağı, Arı sütüAraştırmalara göre, Türkiye'de insanların yaklaşık % 60'ı ağrı çekiyor; bu oranın yarısı ise bel ağrısı. Uzmanlar, mevsim geçişlerini ise 'ağrı dönemi' olarak değerlendiriyor. Sıcak aylardan soğuk aylara ya da soğuk günlerden sıcak günlere geçişlerde ağrı oranlarında da artışlar görülüyor. İçinde bulunduğumuz eylül ayında ise, sıcak yaz günlerini adım adım geride bırakarak sonbahara merhaba demeye hazırlanıyoruz, elbette 'ağrı dönemine' de... Bu dönemlerde özellikle eklem, kas ağrıları ve romatizmal hastalıklara bağlı ağrılarda artış oluyor.
Uzmanlar, kronik ağrıların temelinde; şehir yaşamı, yanlış beslenme ve hareketsizliğin yattığını belirtiyorlar. Ayrıca, kronik ağrının sadece tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olduğunun da altını çiziyorlar.
Ağrı çeken insan sayısındaki bu oranın her geçen gün artması, bu yöndeki bilimsel çalışmaların da iyiden iyiye yaygınlaşmasına neden oldu. Öyle ki, ülkemizde toplam 20 tıp fakültesinde bulunan Algoloji bilim dallarının yanı sıra, sadece bu işle ilgilenen ağrı merkezleri de dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artmaya başladı. Bilim adamları ağrıyı, artık başlı başına bir hastalık olarak kabul ediyor ve çalışmalarını buna göre yönlendiriyor. Ayrıca, tıbbi çalışmaların yanı sıra doğal yöntemler de başvuruyorlar. Özellikle bitkisel tedavileri, tıbbi tedavilere destekleyici olarak kullanıyorlar.
Uzmanlar, ağrı tedavilerinin doğal yöntemlerle de desteklenebileceğini söylüyorlar. “Ağrı kesici bitki ve bitki özlerinden” söz eden bilim adamları özellikle kekik, zencefil, edrefil, kâfur, zeytinyağı, susamyağı, söğüt ağacı dal ve yapraklarından elde edilen salisilik asit ile nane yapraklarından elde edilen mentol ve ökaliptol yağının ağrı kesici tedavilerde kullanılabileceğini belirtiyorlar.
Sadece bir bitkiden ya da birkaç bitkinin karıştırılmasından elde edilebilen yağlar, ağrıyan bölgelere sürülebildiği gibi, toz halinde serpiştirilebiliyor da.
Avrupa Ağrı Teşkilatları Federasyonu Başkanı, Türk Ağrı Derneği Başkanı, İstanbul Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı Başkanı ve İstanbul Ağrı Merkezi kurucusu Prof. Dr. Serdar Erdine, kronik ağrı için harcanan paranın; kalp, tansiyon ya da diyabet gibi hastalıkların hepsinden çok daha fazla olduğuna dikkat çekiyor: “Ağrılar, yılda yaklaşık 700 milyon iş günü kaybı ve 60 milyar dolar gibi ciddi bir zarara yol açar. Bu nedenle de özellikle son yıllarda dünya, ağrıyı başlı başına bir hastalık, ağrı birimi olan algolojiyi ise bir bilim dalı olarak kabul etmeye başladı. Türkiye de, kronik ağrıyı bir hastalık olarak kabul edip üniversitelerde algoloji birimleri kurarak ‘ağrı eğitimi’ veren öncü ülkeler arasında yer alıyor, ağrı tedavileri konusunda ise dünyaca referans gösteriliyoruz. Hatta yabancı ülkelerden uzmanlar gelip bizde eğitim bile görüyor.”
İdrar kaçırma kadınların sorunu
Kadınlar için önemli bir sağlık sorunu olan idrar kaçırma her beş kadından birinin derdi. Jinemed Sağlık Merkezleri Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Teksen Çamlıbe, Mynet okurları için yazdı.
Oysa kadının iş, sosyal ve özel yaşantısında ciddi sorunlara yol açan idrar kaçırmanın tedavisi, modern tıp yöntemleri yanı sıra basit egzersiz ve eğitimlerle mümkün olabiliyor.
Aşırı ve zor doğum yapmış, daha önce cerrahi işlem görmüş, menopoz döneminde omurilik sorunları yaşayan her 10 kadından 8'inde görülen “İdrar Kaçırması”, cerrahi operasyonlarla tedavi edilebildiği gibi bazı basit egzersizlerle ve mesane eğitimleriyle de tedavi edilebiliyor.
Gülerken, aksırırken öksürürken, yürürken, egzersiz yaparken, otururken meydana gelebilen sorun günlük işler sırasında istemsiz olarak idrar kaçırma olarak tanımlanıyor.
Kegel Egzersizleri denilen egzersizlerle bu rahatsızlığın büyük ölçüde engelleniyor ve cerrahi operasyona gerek kalmıyor. Egzersizlerde önemli olan doğru kasları çalıştırabilmektir. Bu kaslar idrar yaparken idrar akımını kesen veya gaz çıkarılmasını engelleyen kaslardır.
Her yerde yapılabilen ve yapılması oldukça kolay olan bu egzersizler kasların sanki idrarı kesmek istercesine belli bir süre kasılmasını ve sonra gevşetilmesini sağlar. 10 ile 20 kere tekrarlanan bu egzersizlerde dikkat edilmesi gereken en önemli konunun pelvis kasları kasılırken karın ve bacak kaslarının gevşek olmasıdır. Ayrıca pelvis taban kasları güçlendikçe, egzersiz sırasında çeşitli vajinal ağırlıkları da kullanılabilir.
Acil idrar hissi geldiğinde Kegel egzersizleri yardımıyla mesanenin kasıcı kasları gevşetilerek idrar hissinin ortadan kalkması mümkündür. Mesane kapasitesi göz önüne alınarak aşama aşama idrar tutma süresi uzatılır. Ancak egzersiz sürelerini ve ağarlıklarını doktorlar belirlemelidir. İdrar kaçırma sorurundan kurtulma için yaşam tarzında yapılan değişiklerinde yardımcı rol oynar. Sigarayı bırakmak, kilo vermek, kafeinli içecekleri ve alkolü azaltmak, bazı besinlerden uzak durmak idrar kaçırma sorunundan kurtulmada yardımcı rol oynar. Ayrıca alınan sıvıların belli durumlarda veya gece kısıtlanması, sıvı alımının belirli saatlerde bir plan çerçevesinde ayarlanması da gerekebilir. Bunların tümü diğer tedavi yöntemlerine yardımcı olur.
Bu sistemi uygulamak için daha önce çeşitli testlerle saptanan mesane hacmini göz önüne alınması gerekiyor. Doktorun belirlediği saatlerde idrar kesesini boşaltarak ani idrar hissinin gelmesini engellemek için yapılan bir yöntemdir. Böylece idrarı yetiştirememe riski azaltılmış olur.
Diğer tedavi şekilleri neler?
Biofeedback:
Bu teknikte pelvik taban kaslarının doğru şekilde kasılabilmesi için bilgisayardan yararlanılır. Vajena veya makata yerleştirilen bir cihaz yardımıyla, kasılma esnasındaki sinyaller bilgisayar monitöründe görülür. Hasta doğru veya yanlış kasılmaları izleyerek öğrenir.
Elektrikli Uyarma:
Vajena yerleştirilen cihazlar yardımıyla zayıflamış olan pelvik taban kaslarına zayıf elektrik akımı gönderilerek bu kasların güçlenmesi sağlanır. Ağrısız ve kolay bir tedavidir.
Temiz Aralıklı Kateterizasyon:
Mesane felçlerinde uygulanan, idrar torbasını belirli aralıklarla bir tüp yardımıyla boşaltma yöntemidir. İdrar torbasını tam boşaltamayan hastalarda kronik enfeksiyonlardan korunmak amacıyla da başvurulur.
İlaç Tedavisi: Çeşitli ilaçlar yardımıyla mesane kasları gevşetilerek, mesane kasılmaları ortadan kaldırılır ve mesane kapasitesi arttırılır. Böylece acil idrar hissi ve yetiştirememe tarzındaki idrar kaçırma önlenmeye çalışılır.
Bu ilaçlar:
Diğer bir grup ilaçlar yardımıyla da üretra ve mesane boynundaki kaslar kasılmak suretiyle güçlendirilir ve stresle ( öksürme hapşırma vs.) idrar kaçırma ortadan kaldırılmaya çalışılır.
Ayrıca topikal veya sistemik östrojenlerle de idrar borusu, mesane ve vajenin adale tonusu artırılarak idrar kaçırma azaltılabilir.
Bütün bu ilaçların etkileri kişiden kişiye değiştiği için doz ayarlanması gerekmektedir. Ayrıca kullanan hastalarda farklı yan etkiler oluşabildiği için bu ilaçları doktor kontrolünde kullanmak ve etkilerinin görülebilmesi için sabırlı olmak gerekmektedir.
Cerrahi Tedavi: Diğer tedavi seçeneklerinin etkisiz kaldığı stresle idrar kaçırma (öksürme, hapşırma, gülme, aktivitede bulunma vb.) durumlarında uygulanan en etkin yöntemdir. Başarı şansı kişiye ve seçilen yönteme göre % 75 ile % 95 arasındadır.
Ameliyattan önce genellikle ürodinami testi yapılarak hastaya uygulanacak yöntem kararlaştırılır. Aspirin ve diğer kanı sulandırıcılar 3–4 gün önceden kesilir. Sigara içmemesi tavsiye edilir.
Ameliyat ya karın açılarak veya vajinal yoldan yapılır. Bazen her iki yoldan yapmak gerekebilir. Ameliyat sırasında idrar torbasının boynuna ve idrar borusuna destek sağlanarak, bu organlar orijinal yerlerine yerleştirilirler. Böylece idrar borusu stres halinde kapalı kalır. Bazen idrar borusu sfinkterine baskı sağlayacak bir ek doku koymak gerekebilir.
Son yıllarda geliştirilen TVT (tension-free vajinal tape ) yöntemiyle % 95 e varan başarılar elde edilmiştir. Nispeten basit bir teknik olan TVT de idrar borunun ortasına stres anında kapalı kalmasını sağlayacak bir band yerleştirilir. Hasta aynı gün veya ertesi gün sondasız olarak eve gönderilir. Gerekirse lokal anestezi ile de yapılabilecek bu yöntemden 3–4 gün sonra hastalar normal yaşantılarına dönerler.
Ameliyatın başarısını arttırmak için hastalara sigarayı bırakması, kilo vermesi, kabız olmaması, çok yoğun öksürmemesi ve bir süre ağır kaldırmaması önerilir. Ameliyatın kanama, enfeksiyon gibi nadir görülen minör komplikasyonları olabilir.
Üretra (İdrar Borusu) Çevresine Enjeksiyonlar:
Ameliyattan yarar göremeyen veya ameliyat olamayacak hastalara uygulanan bu yöntemde idrar borusun çevresine lokal anestezi altında üretrayı şişirerek, kapalı tutacak çeşitli maddeler enjekte edilir. Bunlar kollagen, polytef veya makroplasti adını alan farklı protein veya kimyasal yapıda maddelerdir. Birkaç kez uygulama yapmak gerekebilir. Başarı şansı % 50 –70 arasındadır.
Botoks Enjeksiyonları:
Çok yeni olan bu yöntemde mesane adalesine botulinum toksini enjekte edilerek mesanenin kasıcı kaslarında geçici gevşeme sağlanır, böylece acil idrar hissi ve yetiştirememe tarzındaki idrar kaçırma tedavi edilmeye çalışılır. Henüz araştırma amacıyla kullanılan bu yöntem ilerisi için umut vaat etmektedir.
İdrar kaçırmanın çeşitleri nelerdir?
Stres inkontinans ( stresle idrar kaçırma ):
Öksürmek, hapşırmak, ağır kaldırmak gibi durumlar karın içi basıncını arttırarak, mesaneye basınç yüklerler. Eğer pelvik taban kasları ve üretra sfinkteri yeterli güçte değilse üretra kapalı kalamaz ve artan basınç mesane boynunun açılmasına yol açar ve idrar kaçar.
İdrarı tutan bu kasları zayıflatan durumlar:
- Gebelik veya normal doğum
- Hormon yapısındaki değişiklikler (örn: menapoz)
- Histerektomi (rahimin çıkarılması) veya diğer pelvis cerrahileri
- Aşırı kilolu olma
Urge inkontinans ( acil idrar kaçırma ):
Mesanede çok az idrar olsa bile bazen beyine acil idrar yapma ihtiyacı sinyalleri gider. Mesane içi basınç yükselerek mesane kasılır. Üretra sfinkteri ve pelvik taban kasları kasılı kalmasına rağmen mesane kasılmaya devam ederek idrarın kaçmasına yol açar.
Yetişememe tarzındaki acil idrar kaçırma nedenleri:
- Mesane enfeksiyonları
- Mesanenin sinir veya kas hastalıkları
- Beyin rahatsızlıkları (örn: felç)
- Bazı ilaçlar
Taşma inkontinası: Eğer sinirler zarar görmüşse veya mesane kasları çok zayıflamışsa idrar yapma sinyali beyine hiç ulaşmayabilir. Mesane dolu kalır. Artan idrarın oluşturduğu basınç, mesane boynunun damlatma tarzında idrar kaçırmasına neden olur.
Bu durumun nedenleri:
- Felçler
- Diabet veya parkinson gibi hastalıklar
- Bazı ilaçlar
- Radyoterapi
| Sağlıklı Bir Hamilelik İçin Yapmanız Gerekenler |
|
1. Hamilelik sürecini erkenden planlayın ve organize edin!
2. Sağlıklı beslenin!
3. Gıdaların seçiminde dikkatli olun!
4. ilave folik asit preparatları alın ve balık yiyin!
5. Düzenli olarak spor yapın!
6. Kalça alt kaslarını gelistirme jimnastiği ile baslayın!
7. Alkol tüketimini azaltın!
8. Kafein tüketiminizi azaltın!
9. Sigarayı bırakın!
10. İstirahat edin! |
Bitki çayları son zamanlarda giderek popülerite kazanan içecekleridir. Eskiden sadece aktarlarda satılan bitkiler ve bunlardan elde edilen çaylar günümüzde hemen her markette pazara sunulmaktadır.Bitkilerin hastalıkları tedavi edici etkisi ve bu amaçla kullanımı neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Bazı kültürlerde ayrı öneme sahip olan şifalı bitkiler günümüzde de bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulamaların hemen hiçbir bilimsel verilere dayanmamaktadır.
Homeopatik olarak adlandırılan bu tedavilerin etkinliği konusunda bilimsel çalışmalar olmadığı gibi bunalrın hamilelik ve emzirme dönemlerinde kullanımı ve etkileri ile ilgili de elimizde hemen hiç veri bulunmamaktadır. Ayrıca bu tip ilaç etkisi olan şifalı bitkilerin bazıları hatta çok masum gibi görünenleri bile yüksek dozlarda alındığında zehir etkisi ya da istenmeyen etki oluşturabilmektedir.
Bu bitkilerin bir çoğu kaynatılarak suyu içilmekte ya da direkt olarak yenilerek alınmaktadır.
Kesin olarak güvenli olduğu bilinmeyen bu tür şifalı olduğu ileri sürülen ot ve bitkileri hamileliğinizin ilk ve son trimesterlarında tüketmemeniz yararlı olabilir.
Bununla birlikte piyasada satılan hazır poşet çayların içindeki maddelerin çoğu normalde diyetiniz içinde bulunan ve büyük olasılıkla hamilelik sırasında zararlı etki göstermeyen maddeler içerir. Bu tür çayları aşırıya kaçmadan tüketmenizde bir zarar yokmuş gibi görünmektedir.
Bitkisel çay içmek isterseniz satın alırken içerdiği maddelere göz atın. İçindekiler eğer diyetinizde zaten bulunan portakal kabuğu, limon, adaçayı gibi bildik maddeler ise içmenizde sakınca yoktur. Ancak aslan kulağı, yarpuz, cohosh gibi garip ve daha alışık olmadığınız maddeler içeriyorsa kullanmamanız daha uygun olabilir.
Bazı maddeler ise düşük miktarlarda alındığında yararlı olabilirken yüksek miktarlarda olumsuz etkiler yaratabilir. Bu tür bitkilere en güzel örnek sinameki'dir. Sinameki barsakları uyarıcı etkiye sahip bir bitkidir ancak yüksek miktarlarda alındığında dehidratasyon ile sonuçlanabilecek ciddi ishal tablolarına yol açabilir. Bu hem sizin için hem de karnınızdaki bebeğiniz için hiç hoş olmayan bir durumdur.
Bazı bitkilerin ise rahim kasılmasını uyarıcı etkileri vardır. Pekçoğu yaygın olarak kullanılmayan bu maddeler doğum sancılarını başlatabileceğinden gebeliğin son dönemlerinde kullanılmaları önerilmez.
Bir başka konu da ithal çaylardır. İthal çayların içinde ülkemizde yetişmeyen bazı otlar bulunabilir. Bu nedenle içeriğinden emin olunmayan çayların kullanılmaması daha uygun olabilir.
Kısaca özetlemek gerekir ise yiyecek olarak kullanılan bitkilerin çay şeklinde de alınmasında bir sakınca yoktur.
Genel olarak hamilelikte kullanılması ya da aşırı miktarlarda alınmaması önerilen bitkiler ve olası etkileri aşağıdaki tabloda incelenebilir.
Doğum sonrası annelerin aklına gelen|
• Meyve ve sebze gibi antioksidan etkisi bulunan gıdaların tüketimini arttırın .
- Günlük toplam yağ tüketiminizi azaltın.Ancak, bitkisel sıvı yağlardan zengin bir tablo ile
- Kuruyemişler özellikle kalp hastalıklarının önlenmesinde önmeli etkilere sahip besin
- Tam tahılların kalp ,şeker,yüksek tansiyon , bazı kalınbağırsak hastalıklarında korunmada |
Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoropoz hastalığına yakalanan 247 kadında 10 yıl süreyle kullanılan bir ilacın yan etki olmaksızın olumlu etkileri saptandı.
İlacın etkilerini araştıran ABD'de bir grup bilim adamı, 10 yıla kadar uzanan bir süre içinde günlük 10 miligramlık doz uyguladıkları kadınlarda ilacın bel kemiğinde kemik yoğunluğunu yüzde 13.7, uyluk yumrusunda yüzde 10.3 ve uyluk kemiğinde de yüzde 5.4 oranında artırdığını saptadı.
Detroit'teki Doktor Henry Bone yönetimindeki Bone and Mineral Clinic araştırmacıları, ilacın kesilmesinin kemik yoğunluğunda aşamalı bir kayıp yarattığını belirtirken, elde edilen verilerin, ilacın uzun vadede kullanımında etki kaybının saptanmadığını ortaya koyduğunu kaydetti.
Birçok doktorun ilacın osteoropoza karşı optimal kullanım süresi hakkında araştırmalarını sürdürdükleri ve iyi bir klinik karar almak için başka verilerin gerekli olduğunun altını çizdikleri belirtildi.
Bu doktorlar, kadınlarda menopoz döneminde kemik erimesinin ağır olduğunu hatırlatarak, ABD'de 50 yaşındaki bir kadının yaşamı boyunca kırık riskinin yüzde 40 olduğunu, 80 yaşındaki her 3 kadından biri ve her 9 erkekten birinin kalça kemiğinin kırılacağı ve bu hastaların yüzde 15 ila 20'sinin de ortaya çıkan komplikasyonlardan ölme riskine dikkat çekiyor.
OSTEOPOROZ ERKEKLERDE DE ÖNEMLİ BİR SAĞLIK PROBLEMİ
Adnan Menderes Üniversitesi Fizik Tedavi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur,'Osteoporoz nedeniyle oluşan kalça kırıklıklarının yüzde 25-30'u ve omurga kırıklarının yüzde 14'ü erkeklerde de oluşmaktadır' dedi.
Yaşlılarda kemik miktarında azalma ve kırılganlığında artma ile seyreden ve 'osteoporoz' olarak bilinen kemik erimesi hastalığının sadece kadınlarda değil, erkeklerde de önemli bir sağlık problemi olmaya devam ettiğini belirten Şendur, şunları söyledi:
'Yaşın ilerlemesi ile birlikte kadın ve erkeklerde kemik kayıpları belirli bir dönemden sonra hızlanmaktadır. Yapılan çalışmalarda erkeklerin yaşam boyunca 1/3'nün kırık riski taşıdığı bildirilmektedir. Yine osteoporoz nedeniyle oluşan kalça kırıklarının yüzde 25-30'u ve omurga kırıklarının yüzde 14'ü erkeklerde de oluşmaktadır. Kadınlarda daha sık görüldüğü şeklindeki hastalığın eğilimi aslında, erkekler de hekime başvuranların yüksek oranından rahatlıkla anlaşılabilir.'
Hastalığın tedavi ve korunmasının kadınlarda görülen 'osteoporoz' tedavisinden farklı olmadığını belirten Şendur, hastalıkla beslenme programlarında süt ve sütlü ürünlere ağırlık verilmesi gerektiğini, ayrıca yaşlanma ile birlikte yeterli kalsiyum ve D vitamini desteği sağlanarak başa çıkılabileceğini bildirdi.
Şendur, 'Hastalığın önlenmesinde hem kalp-akciğer sağlığı, hem de kemik kaybının azaltılmasında düzenli egzersizlerin unutulmaması gerekir. Bunun için başkaca bir sağlık problemi olmayan kişilere en azhaftada 3 gün ve 30-45 dakikadan az olmamak kaydıyla tempolu yürüyüşler önerilmektedir' şeklinde konuştu.
© mucizevi iksirlerdesigned by DT