1- Sülük tedavisi hangi hastalıklar için kullanılıyor ?
•Sülük Tedavisi, atardamar ve toplardamar tıkanıklıkları başta olmak üzere birçok dolaşım sistemi hastalığında, varis, iltihaplı ve iltihapsız eklem romatizmalarında, epilepsi çeşitlerinde, yumuşak doku romatizmalarında, felç, kısmi felç, sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarında, hemoroid’de, göz tansiyonu (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında, migrende ve her türlü baş ağrısı,yüksek tansiyon, troid’e bağlı şişmanlık, astım ve bronşial hastalıklar, yanık vakaları, iyileşmeyen yaralar ve ameliyat izleri, kangren, Meniere Hastalığında ve bazı işitme kayıplarında başarıyla kullanılmaktadır. Ayrıca Ortopedi ve Rekonstrüktif Cerrahi kapsamında, gangren gelişmekte olan kopuk organ tamirlerinde de tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmaktadır. Son olarak sülüğün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle Koruyucu (Preventif) Tıpta da kullanımından bahsetmek gerekir ki; yılda bir defa yapılan Sülük Tedavisi, o yıl içinde enfeksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki göstermektedir.
2- Bir hastada kullanılan sülükler, başka bir hastada da kullanılabiliyor mu ?
•Bir hastada kullanılan sülükler kesinlikle başka bir hastada kullanılmadan imha edilmelidir. Böylece kan yoluyla bulaşan hastalıkların geçişi engellenerek güvenli bir tedavi sağlanmaktadır. Sülükler ilk kullanımda ürettikleri salgıyı boşalttıklarından ikinci uygulamada aynı etkiyi gösteremezler.
3- Sülük tedavisinde uygulanmaması gereken bölgeler var mı ?
•Yumuşak cilt bölgeleri (Göz kapağı ve çevresi gibi)
• Keratinize bölgeler (Avuç içi, ayak tabanı gibi)
• Önemli Damarların Üzerleri (Boyun, Çene altı, Koltukaltı, Kasık gibi)
4-Sülük tedavisinde Uygulanması sakıncalı olan hastalıklar var mı ?
•Sülük tedavisi uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktaların başında hastanın anemi (kansızlık) sorununun olmaması, kanı sulandırıcı ilaç kullanmıyor olması, pıhtılaşmaya engel bir hastalığının bulunmaması ve vücudunda aktif bir kanama odağının bulunmaması son bir ay içinde mide-barsak kanaması gibi bir hastalık geçirilmiş olması, cerrahi işlemlerin öncesi ve sonrası Ayrıca diyalize girmekte olan hastaların vital bulguları çok değişken olduğundan Sülük Tedavisi uygulanmaz. Gebelerde ve emziren annelerde, kontrolsüz diyabet hastalığı veya kalp yetmezliği olanlarda da sülük tedavisi uygulanmaz.
5- Sülük Tedavisinin yan etkileri var mı? Tedavi gören kişi daha sonra rahatsızlanırsa ne yapılması gerekir ?
•Sülük tevdisinden sonra en sık karşılaşılan yan etkisi uygulama bölgesinde görülen lokal kaşıntıdır. Bunun için 2 gün boyunca evde soğuk uygulama yapmak yeterlidir. Bunun dışında nadiren gelişebilecek baş dönmesi, tansiyon düşmesi, kanamanın uzun sürmesi gibi problemlerde Doktorunuza başvurmanızı veya en yakın Sağlık kuruluşuna başvurmanız önerilir.
6- Acil işim çıktı sülüğü ısırdığı bölgeden çıkarmak istiyorum ne yapmam lazım ?
•Tedavi bitmeden sülük ısırdığı bölgeden alınmak istenirse az miktarda sigara dumanı yada ısı kaynağı sülüğün ısırdığı yeri bırakmasını için kullanılabilir. Kesinlikle ısırdığı bölgeden çekmek suretiyle çıkartmaya çalışmayınız.
7- Sülük ısırdığı bölgede ne kadar zaman kalmaktadır ?
•Sülük doyduğunda kendiliğinden ısırdığı yüzeyi bırakır yaklaşık olarak 20 ila 45 dakika arasındadır nadiren 60 dakikayı bulduğu da olmuştur.
8- Sterilize sülük kullanmazsam ne olur ?
•Sterilize edilmeden, kişilerin bu sülükleri dikkatsizce kullanmaları bilinen ve bilinmeyen enfeksiyonlar kapma ihtimali açısından büyük risk taşır
9- Aldığım Sülükler kısa zaman sonra ölüyor ?
•Sülük’lerin bakımında sakınılması gereken iki önemli husus vardır. Bunlardan biri suyun sıcaklığı diğeri ise suyun klorlanmamış olmasıdır (Şişe suyu kullanınız) ani ısı değişimlerinde sülükler ölür, suyun sıcaklığı 20 c olması gerekmektedir.
10- Tedaviden sonra nelere dikkat etmem gerekir ?
•Tedaviden sonra hastanın istirahat etmesi, çok sıcak yada çok soğuk ortamlardan kaçınması, kanı sulandırıcı ilaç kullanmaması ve bol sıvı alması gerekmektedir.
11- Tedaviden sonra banyo yapabilir miyim ?
•Tedaviden bir gün sonra banyo yapmakta sakınca yoktur.
12- Tedaviden sonra sülüğün ısırdığı bölgeden ne kadar zaman kan akacak ?
•Uygulama sonrası 6-8 saat civarında sızıntı şeklinde kanama olabilir , yapılmış olan pansuman açılmadan ertesi güne kadar beklenmelidir.
13- Hirudoterapi’nin anlamı nedir ?
•Sülükle tedavi anlamına gelmektedir. Latince ismi Hirudoterapi’dir
14- Sülükler Hastaları nasıl tedavi ediyorlar ?
•Sülüklerin Tedavi edici özellikleri kan emilirken vücuda verilen salgıda gizlidir. Bu salgı, 100’ün üzerinde biyoaktif madde içermektedir. Başlıca bu maddeler kanın pıhtılaşmasını engelleyici , oluşmuş pıhtıyı eritici, ağrı kesici, mikrop öldürücü, tansiyon dengeleyici, kas gevşetici, bağışıklık sistemini düzenleyici ve stres giderici etkilere sahiptir. Ayrıca sinir hücreleri ve liflerinin tamir edilmesini hızlandıran enzimlerdir.
15- Sülük tedavisinde enfeksiyon kapma riski var mıdır ?
•Uygulanıcak bölge pis ise sülük enfeksiyona sebep olabilir. Sülüklerin dış yüzeyi sterilize edilmemişse ,sülüğün üstündeki bakterilerden enfeksiyon kapabilirsiniz . Uygulanacak bölge temiz olursa ve de sülüklerin dış yüzeyleri sterilize edilmiş olursa hiçbir enfeksiyon görülmez.
16- Sülük ısırmak istemezse / ısırmıyorsa ?
•Sülüğün kolayca ısırmaması halinde;
• Soğuk deri
• Sigara içiliyorsa
• Parfümlü yüzeyse
• Küçük çocuksa
Uygun bölge ılık ve temiz olan deridir . Hala sülük yapışmıyorsa iğne ile bir delik açılması tavsiye edilir. Eğer hala yapışmıyorsa sülük degiştirilir.
17- Sülük ısırması ağrı yada acıya sebep olur mu ?
•Sülüğün ısırması hastalar tarafından sivrisinek ısırması gibi hissedilir. Sülüğün ısırması ağrı yada acıya sebebiyet vermez.
18- Sülükleri nasıl imha etmemiz gerekli ?
•Sülükler kullandıktan sonra içinde %70'lik alkol veya çamaşır suyu bulunan kavanozda 5 dakika bekletilerek imha edilmelidir.
19- Tedavi için Kaç sülük almalıyım ?
•Hastanın yaşına, kilosuna ve hastalığın çeşidine göre sayı degişmektedir.
20- Sülük Tedavi Merkeziniz var mı ?
•Firmamız Tıbbi Sülük satışı yapmaktadır. Sülük tedavi merkezimiz yoktur.
21-Sülükleri nasıl Sterilize ediyorsunuz? Ben evde sterilize edebilirmiyim ?
•Sevk edilmeden önce özel hazırlanmış losyonun içerisinde bekletilerek dış yüzeyleri sterilize edilmektedir. Kişisel olarak dışarıdan almış oldugunuz sülükleri evde sterilize edemezsiniz.
1
acı karpuz
badem yağı (tatlı)
barut ağacı kabuğu
demirhindi
erik meyvesi
eşek hıyarı
hint yağı
hiarşember
incir meyvesi
karnıyarık tohumu
kepek
keten tohumu
kudrethelvesı
mahmudi kökü
ravent kökü
sarısabır
sinameki meyvesi
sinameki yaprağı
yalancı sinameki yaprağı
zerdali meyvesi
2
anason, rezene, frenk kimyonu ve keten tohumu eşit oranda karıştırılır. 1-2 tatlı kaşığı dolusu tohum havanda hafifçe ezilir ve 1 bardak kaynar suyla haşlanır. demlenmesi için 8-10 dakika beklendikten sonra süzülür. akşam yemeğinden sonra, tatlandırılmadan içilir. sindirim ve dışkılama sistemi uyarılır, şişkinlikten kurtulunur.
3
bal, sıcak su ile veya ılık su ile içilirse kuvvetli müshil olur.
4
çabuk sonuç almak gerektiğinde, 1-2 yemek kaşığı hintyağı içilebilir. 2-3 saat içinde dışkılama gerçekleşir.
5
ıspanak ve lahana salatası dışkılamayı kolaylaştırır.
6
incir kürü çok iyi sonuç verebilir. iyice yıkanan 3-5 kuru incirin üstüne, akşamdan 1 bardak su eklenir ve sabaha kadar bekletilir. sabahleyin aç karnına, önce incirler yenir, üstüne de incir suyu içilir. bu kürün 3-4 hafta uygulanması gerekir. incir, mide-bağırsak mukozasını kalıntılardan, balgamlardan temizler ve rahat çalışmasını sağlar. şeker hastalarının uygulaması doğru olmaz.
7
ketentohumu, bağırsaklarda mekanik etki yapan çok başarılı bir müshildir. bağırsak mukozasına zarar vermez, mineral dengeyi bozmaz, hiçbir yan etkisi yoktur.
8
kronik kabızlığa karşı uzun süreli müshil ilacı kullanımı bağırsaklara zarar verir ve organizmanın mineral dengesini bozar. mineral dengenin bozulmasının sonuçlarından biri de, yine kabızlıktır. yani, müshil ilacı sağlıklı bir çözüm değildir.
9
muz ve çikolata kabızlık yapar. beslenmede, kepekli ve lifli besinlere ağırlık verilmesi gerekir. günde alınan sıvı miktarı 2 litrenin altına inmemelidir. kahve, bira ve şarap kabızlığa yol açar. dişlerin görevini mideye yüklememeye özen gösterilmelidir. elden geldiğince uzun çiğnemek ve sık yutmak gerekir. eğer dışkılamada 6-7 günlük tedaviye karşın bir düzelme görülmezse, mutlaka doktora başvurulmalıdır. dışkılayamamanın yanı sıra, karın ağrıları, kusma ve kan basıncında sapmalar görülürse, bağırsak düğümlenmesinden kuşkulanmak ve acilen hastaneye ulaşmak gerekir.
10
sabahları yenen 1-2 portakal rahatlatabilir.
11
sinameki çayı, müshil ve kan temizleyici etki içerir. sürekli olmamak kaydıyla, arada bir kullanılmasında sakınca yoktur. 1-2 çay kaşığı dolusu bitki yaprağı, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 20-25 dakika demlendikten sonra süzülür. yatmadan bir saat kadar önce, tatlandırılmadan veya biraz tatlandırılarak içilir. bitki eğer kaynatılacak olursa ve sıcak içilecek olursa, dışkılama, şiddetli ishal biçiminde gerçekleşir. kişi, zamanla, dozajını ve demleme süresini kendisi saptamalıdır.
12
zeytinyağı
sabahları aç karnına 1 yemek kaşığı içilir.
inatçı kabızlıklarda 2 yemek kaşığı içilir.
sık sık kabız olanlar zeytinyağlı yemekleri daha çok yemeli, sabah kahvaltılarında zeytini eksik etmemelidirler.
1
atkuyruğu çayı, bedenin mineral dengesini bozmadan, fazla sıvıların, asitlerin ve öteki zararlı maddelerin dışkılanabilmesini sağlayabilecek bitkilerin en değerlisidir. günde 2-3 bardak bitki çayı, aç karnına, tatlandırılmadan içilmelidir. 5-6 günlük bir kürden sonra 2-3 gün ara verilip, yine 5-6 günlük bir küre başlamak doğru olur. uygulanan 2-3 kürden sonra, 1-2 hafta ara verilmelidir.
2
ayrık kökü
banotu yaprağı
biberiye esansı
güveyfeneri meyvesi
hodan
huşağacı yaprağı
ısırganotu yaprağı
kamış kökü
katırtırnağı çiçeği
kavak tomurcuğu
maydanoz tohumu
mısır püskülü
söğüt kabuğu
tatula yaprağı
terementi esansı
3
biberiye, adaçayı, nane, papatya, ısırgan otu ve çam filizi tentürleri, friksiyon ve kompres olarak, tek tek veya karıştırılarak kullanılabilir.
4
biberiye, kekik, papatya, ıhlamur ve adaçayı bitkilerinin çayları da, günde 1-3 bardak içilebilir.
5
hardal tohumu dövülüp, bal ile karıştırılarak yenir. ayrıca, ağrılı bölgeye sürülür. aşağıdaki yağlar belli oranlarda karıştırılıp ağrılı bölgeye tatbik edilir; pelesenk yağı : 100g. kekik yağı : 70g. alabalık yağı : 50g. karanfil yağı : 25g.
6
ısırgan otu çayı, bedendeki ödemin, zehirli maddelerin ve asitlerin sağlıklı biçimde dışkılanabilmesini sağlayabilir. ayrıca, bol miktarda demir ve c vitamini de içerir. günde 2-3 bardak çay, aç karnına, tatlandırılmadan içilir. 2-3 haftalık bir kürden sonra 1 hafta ara verilip, aynı küre yeniden başlanabilir.
7
nohut kaynatılıp lapa yapılır. ılık olarak sarılır. 24 saatte bir tekrarlanır.
8
özel bileşimli tentür: çam filizi tentürü 50 ml, biberiye tentürü 30 ml, adaçayı tentürü 40 ml, mentol 5? gr, kafur 8? gr. hepsi bir şişede kariştirilir ve kafur eriyene kadar çalkalanir. özel friksiyon ve kompres tentürü hazirdir. bu tedavilerin sonunda, tedavi gören bölge, kuru-sicak bir havlu ile örtülmelidir.
9
potasyum ve kalsiyum içerikli besinlere öncelik verilmesi gerekir. bu maddeleri içeren besinler aşagida belirtilmiştir: taze sebze, meyve, salatalar, findik-fistik türleri ve çig süt. konservelerden, agir yaglardan ve tatlilardan kaçinilmalidir. yalnizca, sizma tabir edilen bitkisel yaglar tüketilmelidir. kahve ve alkole yanaşilmamali, bolca çig süt içilmelidir. bedenin zehirlerden ve asitlerden tümüyle arinabilmesi için, sindirim sisteminin ve karacigerin tam kapasite ile çalişmasina özen gösterilmelidir. sirt agrilarinin büyük bir bölümünün romatizma ile hiçbir bagi yoktur. bu agrilar genellikle iş yerinde kullanilan yanliş iskemleden veya yanliş oturma biçiminden kaynaklanir. ayrica, bir depresyon hali de sirt agrilarina neden olabilir.
10
süzme bal
romatizma ve sancılarına karşı da iyi bir ilaçtır. sancıyan yer bal sürülmüş keten bezle sarılır, üzerine yün veya koyun postekisi bağlanır. keten bez değiştirilirken romatizmalı yer önce sıcak su ile yıkanır, hafifçe masajlanır. işlem 4 saatte bir tekrarlanır. romatizmalı yerin soğumamasına dikkat edilmeli, ağrı kesildikten sonra da tedaviye 1 hafta devam edilmelidir.
11
zeytinyagi (1 litre)
lavanta (çiçegi) 50 gram
karişim sicak bir yerde 9-10 gün boyunca dinlendirilir, iyice süzülür, sivi kisim koyu renkli şişelerde saklanir
romatizmali yere bu sivi ile masaj yapilir ve sicak tutulur.
12
zeytinyagi (1 litre)
leylak (taze çiçek) 150 gram
karişim her gün bir kaç kez çalkalanarak, 30 gün boyunca oda sicakliginda ve az işik alacak şekilde dinlendirilir, iyice süzülür, sivi kisim koyu renkli şişelerde saklanir
romatizmali yere bu sivi ile masaj yapilir ve sicak tutulur.
13
zeytinyagi (1 litre)
süpürgeotu (calluna vulgaris l.) (iyi kiyilmiş çiçekli) 250 gram
karişim her gün bir kaç kez çalkalanarak, 10 gün boyunca oda sicakliginda ve az işik alacak şekilde dinlendirilir, iyice süzülür, sivi kisim koyu renkli şişelerde saklanir
romatizmali yere bu sivi ile masaj yapilir ve sicak tutulur.
14
zeytinyagi (100 gram)
sarimsak 10 gram
kullanmadan hemen önce taze olarak hazirlanir.
romatizmali yere bu sivi ile masaj yapilir ve sicak tutulur.
Erkekseniz ve daha sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsanız temel olarak 10 noktaya dikkat etmeniz gerekli. Amerikan Newsweek dergisi, erkeklere daha uzun ömürlü olmalarının sırrını verdi. Haberde dünya genelinde kadınların ortalama olarak 80,4 yıl yaşadığı, erkeklerinse bundan 5,2 yıl daha az hayatta kaldığı belirtildi. Newsweek e göre sağlıklı bir erkek olmak için uyulması gereken 10 kural şöyle:
Canınız sıkkın olabilir. Sıkıntıdan birşeyler atıştırmak sizi rahatlatabilir. Ancak obez olmak istemiyorsanız tam acıkmadan yemek yemeyin. Sertleşme sorununa neden olan faktörlerin %30 u psikolojik, %70 i ise organik (vücudumuzdaki organ hastalıkları) nedenlidir.
Diyabet (şeker) hastalığı, sertleşme sorununa yol açan organik diye nitelendirilen yapısal hastalıklarından bir tanesidir. Şeker hastalığında damarlarda meydana gelen hasarlar nedeni ile sertleşme sorunları ortaya çıkar.
Sertleşme sorununa neden olan etkenler olarak damarsal hastalıklar, hormonsal hastalıklar, hipertansiyon, damar sertliği (ateroskleroz), alzheimer hastalığı, epileptik hastalıklar (sara) sayılabilir.
Tedavi
Ağız yoluyla alınan ilaçlar
Mucizevi bir ilaç olarak ortaya çıkan, viagra bu konuda yaygın olarak kullanılan ilaçlardan birisidir.
Penis içine enjeksiyon
Eğer ağızdan alınan ilaçlarla beklenilen tedavi sağlanamazsa penis içine yapılan enjeksiyonları denenir.
Mutluluk çubuğu
Penis protezleri denilen penis içine yerleştirilen ve halk arasında mutluluk çubuğu olarak adlandırılan tedavi yönteminin başarı şansı yüzde 98-99 civarındadır. Penis protezi, penisin içinde ereksiyonu sağlayan dokuların içine yerleştirilen bir protezdir.
Vakum cihazı
Bu tedavi yöntemi batı ülkelerinde çok yaygın kullanılmaktadır. Ancak Akdeniz ülkelerinde yapılan çalışmalar bu tedavi yönteminin hastalar tarafından rağbet görmediğini ortaya koymuştur.
Cerrahi tedavi
Özellikle genç yaş grubunda etkinliği daha fazla olan damar ameliyatları tedavide kullanılmaktadır.
Penis eğriliği
Penis eğrilikleri doğuştan ve sonradan olan eğrilikler şeklinde ikiye ayrılır.
Sonradan olan duruma peyroni hastalığı denir. Peyroni hastalığına bağlı olarak hastalığın ileriki dönemlerinde ereksiyon problemleri ortaya çıkabilir:
İlk dönemde genelde ereksiyon problemi olmaz. Bu dönemde yapılacak olan bazı basit ameliyatlarla bu penis eğriliklerini düzeltmek mümkündür. Ancak eğer peyroni hastalığının ileri dönemlerinde ciddi ereksiyon problemleri de olayın içine girdiyse o zaman tedavi, penis protezi takmak şeklinde olabilir.
Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu sertleşme olmayan durumda 5 - 9 cm, sertleşme halinde ise ortalama 16 cm boyundadır. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm normal kabul edilir.
Normalden daha uzun bir penis cinsel ilişki sırasında genelde kadına zevk yerine acı vermektedir. Bu nedenle sanılanın aksine uzun (büyük) penis, iyi bir cinsel ilişki için ideal değildir. Ancak normalden daha küçük penisler de cinsel ilişki sırasında sorunlara yol açarlar, dahası sahibine psikolojik olarak sorun olurlar.
Penis boyunu ve kalınlığını arttıran çeşitli ameliyatlar bulunmakta ve ülkemizde de yapılmaktadır. Ancak bu ameliyatların herkesde başarıyla sonuçlanmadığı da bir gerçektir. Ameliyat öncesi erkeğin hormonlarının ölçümü yapılır ve penisin ereksiyon halindeki boyu saptanır (kökü ile uzu arası). Genellikle 8 cm’lik uzunluğa sahip bir penis işlevsel olarak kabul edilir. Fakat kişinin daha uzun penis isteği de dikkate alınarak penis uzatılabilir. Bu uygulama için kişinin diğer yönlerden tam olarak sağlıklı olması gerekir. Cerrahi yöntem penisin üst başlangıç bölümündeki derinin ve penisi kalça kemiğine bağlı tutan bağların uzatılarak ek penis boyu kazanma prensibine dayanır. Bu şekilde ek 3 ile 5 cm arasında değişen ölçülerde ek penis boyu kazanılır. Ameliyat sonrası 2 ay kadar süre hasta, kontrollere çağrılır.
Piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya benzeri yöntemlerin genelde hiç bir faydası yoktur. Penisi büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları, penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemlerinin gelişmesine neden olmaktadır. Bu yüzden zararlıdır.
Son olarak penisin boyundan ziyade işlevinin önemli olduğunu hatırlatmakda yarar var.
Günümüz kadını için cilt bakımı vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Ancak iş, öyle arkadaş tavsiyesiyle, etraftan duyduklarınızla olmuyor. İyisi mi siz yazımızı okuyup, bilgilerin doğrularını öğrenin. Vücuttaki en büyük organ cilt ve özellikle de kadınlar cilt bakımıyla son derece ilgili. Ancak bu konuda nelerin yapılması ve nelerin yapılmaması gerektiğine dair o kadar çok söylenti var ki, durumu açıklığa kavuşturalım istedik. Çoğu kadın, nasıl bir cilt bakımı uygulayacağı konusunda oldukça mantıklı fikirler öne sürse de, iş uygulamaya gelince, yapılanlar söylenenlerden farklı olabiliyor.
Yüzümü suyla yıkıyorum. Bu nedenle de toniğe ihtiyacım yok.
Yüzünüzü suyla yıkamanızda hiçbir problem yok. Hatta cildinizi bir sütle temizledikten sonra, yüzünüze bir su çarpmanızda da sakınca yok. Sorun, cildinizin yaklaşık 5.5 seviyesinde pH seviyesine sahip olması. Oysa bu oran suda, oturduğunuz bölgeye ve kullandığınız suyun sertliğine göre, 9.5 e kadar çıkabiliyor. Tonik ise, cildinizin asit seviyesini normale döndürüp, dengeyi sağladığından, su kullanarak bu dengeyi tekrar bozmuş oluyorsunuz. Piyasada satılan tonikleri daha dikkatli inceleyip kendinize uygun bir tanesini seçebilirsiniz.
Gece kremim, gündüz kremimden daha yoğun olmalı.
Bu kişisel seçeneğe bağlıdır. Bazı kadınlar gece kullandıkları ürünün, günlük olarak kullandıklarından daha ağır olmasını isterler ama aslında daha yoğun bir kreme ihtiyaç yoktur. Belki gündüz kullandığınız kremden daha farklı özelliğe sahip bir ürünü tercih edebilirsiniz, mesela sıkılaştırıcı, ya da yaşlanmayı geciktirici ürünler gibi. Ama bunları da hafif ürünlerden seçebilirsiniz. Hem böylece sanki yastığınız yüzünüze yapışacakmış gibi bir kalıt da bırakmaz.
Gündüz ve gece ürünlerim farklı olmalı.
Bu yanlış bir bilgidir. Eğer cilt probleminiz yoksa, tek yapmanız gereken bunu korumak için cilt bakımı yapmanız. Kullandığınız ürünleri de günde iki kez kullanabilirsiniz. Bazıları SPF içeren ürünleri gece kullanmak istemez ama aslında bunda problem yoktur. Diğer seçenek de SPF içermeyen bir nemlendirici kullanmak ve gündüzleri de güneşten koruyan bir ürünü de bunun üzerine sürmektir. Ama amaç az üründe çok iş başarmak, işinizi kolaylaştırmaksa, ikinci seçenek size fazla yardımcı olmayacaktır.
Gece cildime bir şey sürmezsem, cildim nefes alabilir.
Bu düşünce ağır gece kremi kullanmakla ilgi rivayete dayanır. Bazı cilt bakım uzmanlarına göre, gece cildinizi temizledikten sonra, başka bir ürün sürmezseniz, cildiniz kendi dengesini bulur. Bu noktada kendinizin nasıl hissettiği önemlidir. Cildinizi temizledikten sonra, yüzünüze bir şey sürmeniz gerektiğini hissediyorsanız, sürün. Aksi takdirde sürmeseniz de olur. Ancak şunu da unutmamak gerek ki, geceleri cildin kendini yenilemesi için uygun bir zamandır. Bu zamandan faydalanmak iyi olabilir.
Temizleyicim, göz makyajı temizlemekte de kullanılıyor. Bu nedenle ayrı bir ürün kullanmıyorum.
Eğer çok az makyaj yapıyor, ya da kullandığınız temizleyicinin makyajınızı nazikçe ve tamamen temizlediğini düşünüyorsanız, o zaman sorun yok. Bazı ürünlerin formülü, ayrıca bir göz makyajı temizleyicisi kullanımına gerek bırakmayacak şekilde hazırlanmıştır. Ama gözlerinizi tam anlamıyla temizlemek için onları iyice ovalamanız gerekiyorsa, o zaman ikinci bir ürüne ihtiyacınız var. Cilt esnek olduğunda, onu çekiştirip durduğunuzda, erken kırışıklıklara sebebiyet vermiş olursunuz.
Su, cildimi kurutuyor.
Cilt tipiniz ne olursa olsun, su aslında cilt için iyidir. Kaçınmanız gerekense, suyun cildinizde doğal olarak kurumasıdır. Bu olduğunda, su buharlaşır ve cildinizde bulunan doğal suyu da beraberinde götürür. Bu da cildinizin gerilmesine sebep olur. Yüzünüzü yıkayıp, kurular, uygun toniği kullanırsanız, sorun kalmaz.
Çok her zaman iyidir.
Cilt, bir üründen sadece belli miktarları kabul eder ve bunun fazlası buharlaşıp heba olur. Ürünün tamamı cilde nüfuz etse, gerekenden fazlasının gidebileceği bir yer yoktur. Bu da, gözeneklerin tıkanmasına ve birikimlere sebep olur. Bu nedenle ürünü az sürün. Fazlasına ihtiyacınız varsa ekleyebilirsiniz.
Göz kremi göz bölgesinin tamamına sürülmelidir.
Hiç de iyi bir fikir sayılmaz. Göz kremi, yüz kreminden çok farklıdır. Cildin içine nüfuz etmez, yüzeye yayılır. Sürdüğünğüz miktar, bir pirinç tanesinden fazla olmamalıdır. Üstelik de bu miktar, iki göz için birden kullanılan miktardır. Gündüz, sadece göz altına sürüp, gece de tüm göz çevresine sürün. Bunun nedeni, gün içerisinde göz kremini tüm göz çevresine uygulamak, farınızın yayılmasına ve ince bir çizgi halinde iz bırakmasına sebep olur. Eğer göz makyajı yapmadıysanız, o zaman tüm göz çevresine günde iki kez uygulayabilirsiniz. Ancak kullandığınız ürüne dikkat edin. Eğer tüm göz bölgesi için üretilmemiş ve test edilmemişse, şiş gözlerle uyanabilirsiniz.
Vazelin ve bebek yağı harika makyaj temizleyicilerdir.
Gerçek şu ki, oldukça etkilidirler ama onları kullanmak hiç de iyi bir fikir değildir. Petrol bazlı olduklarından suyla parçalanmazlar. Bu nedenle de göz üzerinde tabaka bırakırlar. Bu da göz makyajızın akmasına sebep olur. Bunun yerine yağlı bir göz makyaj temizleyicisi kullanın. Bunlar suyla çözüldüklerinden bu tür problemlere sebeiyet vermezler.
Vazelin ve bebek yağı harika nemlendiricilerdir.
Cevap gene hayır. Bu ürünler tuzak gibidir. Eğer cildiniz kurumaya meğilliyse, denize/havuza girmeden önce vazelin sürebilirsiniz, bu anlamda iyi bir bariyer görevi görür. Vazelin sizi sert rüzgarlardan ve soğuktan da korur ama kesinlikle nemlendiricinin üzerine sürülmelidir. Bebek yağı, bebeklerin nemli cildine sürülüp, bu nemi sabitlemek için üretilmiştir. Vazelin ya da bebek yağını nemlendirici yerine kullanırsanız, cildi bloke eder. Bunun sonucunda da cilt kendi lipitlerini ve nemini üretemez hale gelir.
Uzmanlar, çoğu ilacın temelinde bulunan bitkilerin çaylarının da birer şifa kaynağı olduğunu belirtiyor. Bitkilerle tedavinin her zaman için ilaç tedavisinden daha uzun süreceğini belirten uzmanlar, "Bitkiler hastalığa yakalanmadan önce önlem olarak kullanılmaya başlanmalı, basit hastalıklar bitki çayları, kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi edilmeli. Ciddi hastalıklarda da doktorun verdiği tedaviye paralel olarak bitkilerden yararlanılabilir" dedi.
Doğada şifalı bir çok bitkiden şifalı çaylar elde edilebileceğini kaydeden uzmanlar, bitki çayı hazırlarken de şu tavsiyelerde bulundu: "Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz."
Şifalı çay elde edilen şifalı bitkilerden bazıları şunlar:
Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.
Yogi Çayı: Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Biberiye: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.
Rezene: Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Hindiba: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
Nane: Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.
Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbı nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
Uzmanlar özellikle şu 7 rahatsızlık ayvayı için öneriyor; Kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıkları... © mucizevi iksirlerdesigned by DT